İletişim
Hem tedavi olun, hem
  • tatilinizi yapın
  • anı depolayın
  • tatilinizi yapın
  • anı depolayın
  • tatilinizi yapın
  • anı depolayın
SAĞLIK TURİZMİ NEDİR?
Dental Turizm, bekleme süresi, tedavinin ekonomikliği, daha kaliteli sağlık hizmeti için seyahat edilen bir turizm çeşididir. Dünya nüfusunun artması, yaşam kalitesinin yükselmesi, çeşitli ülkelerde sağlık maliyetlerinin yükselmesi sebebiyle Türkiye’de sağlık turizmi sektörü ortaya çıkmıştır.
DİŞ TEDAVİSİNE KARAR VERDİĞİNİZDE SÜREÇ NASIL İŞLEYECEK?
Ülkenizdeki herhangi bir diş kliniğinde panoramik diş röntgeni çektirmeniz ve bunu e-mail yoluyla kliniğimize ulaştırmanız tedavi sürecinden tasarruf etmenizi sağlar.
Uzman hekimlerimiz tarafından panoramik röntgeniniz incelenecek ve yapılması gereken muhtemel tedaviler belirlenerek size e-mail ile dönüş yapılacaktır.
Tedavi planının yanı sıra sizinle mali tablo ve yaklaşık tedavi süresi konusunda bilgi paylaşılacaktır

Onayınız sonrasında randevu günü netleştirilecektir.
İletişim formumuzdan bizlere ulaşabilir, diş sağlığı turizmi hakkında dilediğiniz soruları sorabilir ve detaylı bilgi alabilirsiniz.
EN KISA SÜREDE
SİZİ ARAYALIM
Neden TÜRKİYE?
Türkiye dünya çapinda kaliteli ve deneyimli doktorlarin bulundugu bir ülkedir. Türkiye ye yapacağınız bir ziyaret ile, hem alanında deneyimli ve uzman olan diş hekimlerine tedavinizi yaptırır, hem de ekonomik bir tedavi imkanından faydalanırsınız. Bütün bunlarin yani sira dünyanin dört bir yaninda turizm amaçli yapilan turlara katilip, Türkiye’nin essiz kültür ve tarihini kesfetme olanagi da bulabilirsiniz.
İlimizin coğrafi konumu, termal su ve ikliminin uygunluğu nedeniyle ilk yerleşim izleri, Kalkolitik Döneme kadar uzanan ve kesintisiz yerleşime sahip olan Denizli’de şu ana kadar belirlenen 19 Antik Şehir ve 1000’e yakın Kültürlü Tescilli Varlık Mevcuttur.
UNESCO Dünya Miras Listesi'ndeki doğa ve kültürün kaynaştığı mucize:
Pamukkale ve Antik Kent Hierapolis
Çaldağı'nın güney eteklerinden gelen kalsiyum oksit içeren suların oluşturduğu eşşiz bir güzellik: Pamuksu Beyaz Travertenler...

İncil'de adı geçen Hz. İsa'nın 12 havarisinden biri olan Aziz Philippus'un mezarının bulunduğu Pamukkale ile iç içe geçmiş olan adı kutsal kent anlamına gelen Antik Kent Hierapolis...

Roma İmparatorluğu Dönemi'nde çevresi ile beraber tam bir sağlık merkezi olan, sahip olduğu 15'ten fazla hamama binlerce insanın sağlıklarına kavuşmak için geldiği Pagan ve Hristiyanlık dönemlerinin kutsal kenti...

Temizliğe büyük önem verilen antik kentin giriş ve çıkışlarına inşaa edilmiş olan Hamam Kilise, Bizans Hamamı ve Büyük Hamam...

M.S. 7. yüzyılda meydana gelen deprem sonrası oluşan tarihi kalıntıların bulunduğu ve birçok derde deva şifalı suları ile size merhaba diyen dünyanın sayılı havuzlarından antik havuz...

Kent surlarının dışında ve ova dışındaki tüm yönlerde büyük görkemi ile sizi karşılayan ve dönemin dini inançlarını gözler önüne seren Nekropol Alanlar...

Yüzyıllara meydan okuyarak günümüze ulaşan eski ve dini mağara olarak bilinen Plutonion üzerine kurulmuş olan Apollon Tapınağı...
Eşsiz pamuksu travertenleri ve şifalı suları ile doğal bir mucizeyi çağrıştıran Pamukkale ve çevresinin bu güzelliği günümüze kadar birçok efsaneye konu olmuştur. Mitolojide, tanrıçaların güzelleşmek için Pamukkale'nin şifalı sularında yüzdüğü "Tanrılar Diyarı" olarak anılan Hierapolis'in ise pek çok Yunan tanrısının savaş ve entrikalarına sahne olduğu rivayet edilmektedir.

Pamukkale ve Hierapolis'in UNESCO Dünya Miras Listesi'ne alınışının 25. yılında, iki yıllık yoğun bir çaba sonucu Hierapolis'teki 1800 yıllık Antik Tiyatro'nun sahne binasının restorasyonu tamamlanmıştır. Restorasyon işlemleri sonrası antik tiyatro, akustik yapısı ile konser, tiyatro ve benzeri sanatsal etkinlikler için kullanılmaya uygun hale gelmiştir.
Pamukkale'ye dair bir efsane dinlemek ister misiniz?
Çok çok önce, yüzlerce yıl önce Çökelez Dağı eteklerinde yoksul bir oduncu ailesi yaşarmış, bunların bir gün bir kızları olmuş....

Ama kız o kadar çirkin o kadar çirkinmiş ki, kimseler bu kızın yüzüne bakmıyormuş, baktıkları zaman da hemen kafalarını çeviriyorlarmış, gördüklerinde yollarını değiştiriyorlarmış.

Kız ise bunları gördükçe o kadar üzülüyormuş ki her gün dertleniyormuş. Bir yandan fakirliği bir yandan çirkinliği sebebiyle artık kızın canına tak etmiş ve dayanamayarak kendini çokelez Dağı'ndan boşluğa bırakan kız su ve tortu dolu havuza hızla düşmüş...

Uzun süre suların içinde baygın kalan kızcağız giderek güzelleşmeye başlamış...

Suların ince ince dokunduğu yüzü giderek güneş gibi işıldamaya başlamış, sular onu elbirliği ile güzelleştirmiş...

O sırada oradan geçmekte olan yakışıklı mı yakışıklı beyin oğlu sular içerisinde yaralı kızı görünce anında güzelliğine vurulmuş. Güzeller güzeli kızı sudan çıkararak atına alıp evine doğru yola çıkmış.

Sonrasında ne mi olmuş?

Tabi ki onlar ermiş muradına, biz çıkalım kerevetine. Evlenip, mutlu mesut yaşamışlar....

O gün bugündür güzelleşmek isteyen kadınlar hep bu sulara girerek güzelliklerine güzellik katmak için gelmeye başlamışlar...

Öyleyse siz ne duruyorsunuz? Sizi de bekliyoruz.
Karahayıt Kaplıcası:
Kırmızı suyun şifasıyla buluşun
Kent merkezine 20 km., Pamukkale Kaplıcası'na 5 km. mesafedeki Denizli'nin termal turizm merkezlerinden…

Mısır Kraliçesi Cleopatra'nın yıkandığı ve çamur banyosu yaptığı kaplıcaları olarak bilinen 5000 yıldır şifa kaynağı olan Karahayıt Kaplıcaları...

Yaklaşık 900 m2'lik bir alana sahip Karahayıt kırmızı su travertenleri...

Pamukkale Kaplıcası'nın bir kolu sayılan kaplıcanın su birleşimi de Pamukkale Kaplıcası'na benzemektedir. Su sıcaklığı Pamukkale Kaplıcası'ndan daha fazla olup serbest karbondioksiti daha azdır.

Radyoaktivitesi yüksek olan Karahayit Kaplica suları üç kaynaktan çıkmaktadır.
Kaplıcanın 60°C sıcaklıkta çıkan termal suyunun içindeki maden oksitlerinin sebep olduğu kırmızı, yeşil ve beyaz renkli travertenler doğa harikası bir görüntü oluşturmaktadır. Kaplıcanın adı “Kırmızı Su" diye de anılmaktadır.

Kaplıcanın sularının, kalp damar sertliği, yüksek tansiyon, romatizma, siyatik, deri ve sinir hastalıklarından bazılarına. limbo, uyuz, akne ve kaşıntı gibi hastalıklara iyi geldiği, banyo yapılırsa genişleyen damarlar vasitasıyla kan basıncını düşürerek kalbi rahatlattığı ve astım hastaları için de faydalı olduğu söylenmektedir. Çamur banyosu yapıldığında ise vücudun dayanıklılığı ve direncine katkı sağladığına inanılmaktadır.

Krallar Kenti:
Laodikeia (Laodikya)
Kral II. Antiyokustheos'un eşi kraliçe Laodike adına bütün ticari yolların kesiştiği noktada kurduğu, geçmişi M.O. 3. yüzyılın ortalarına uzanan, dokumalarıyla ünlü antik dönemin en zengin kentlerinden biri…

Roma ve Bizans döneminin önemli ve zengin yerleşim merkezlerinden biri olması sebebiyle dönemin izlerini taşıyan önemli bir kültürel miras...

Dünya'daki diğer örneğinin sadece Vatikan Müzesi'nde bulunduğu, Roma tarihinin en güçlü idarecisi ve ağustos ayına ismini veren Tanrı İmparator Augustos'a ait heykel başının çıkarıldığı antik kent...
Kutsal Haç Kilisesi, Zeus ve Tanrıça Athena'ya adanmış tapınaklar...

Kentte 4. yüzyılda kutsal haç için Hristiyan dünyasının buluştuğu, Anbon kürsüsü ve özellikle dinsel seremonilerin yapıldığı bölümleri ile gösterişli kilise: Laodikya konsülünün de toplandığı yerdir.

2 bin yıl önce antik dönemde Zeus'a adanmış dünyanın en büyük kutsal alanı, kazı çalışmalarının halen sürdürüldugu Laodikya Antik Kenti'nde ortaya çıkarılmıştır. Alanda 11 metre yüksekliğinde ve 15 ton ağırlığında dev sütun galerileri bulunmakta olup parçalanmış sütunlar antik dönemde kullanılan metotla restore edilmektedir.

Kentteki kazılar sonrası ortaya çıkarılan, 1700 yıl önce yapıldığı belirlenen mozaik tabakaya işlenen; antik çağda saflık, temizlik, kutsal ruh, zenginlik ve Hz. Meryem'i temsil eden Lale Figürü, lalenin anavatanının Anadolu toprakları olduğunu ve bir dönem de Denizli topraklarında yetiştiğini doğrulamaktadır.

Denizli'nin Eskihisar Mahallesi yakınındaki Krallar Şehri'nde bulunan, M.S. 4-5'inci yüzyıla ait olduğu belirlenen Büyük Konstantin Dönemi'ne ait onarımda kullanılan yaklaşık 1600 yıllık kumaş parçaları ise, Denizli'de dokumacılık kültürünün antik çağlardan günümüze kadar uzandığının göstergesidir.